Yapay Zeka ve Enerji Sektörünün Büyük Yakınsaması
- Merve Karataş

- 10 Haz
- 3 dakikada okunur
Yaygınlaşan yapay zeka modellerinin, özellikle de LLM'lerin büyümesiyle ortaya çıkan devasa elektrik ve altyapı ihtiyacı, enerji sektörünü radikal bir şekilde dönüştürüyor. Bu durum iki devasa endüstrinin tek bir potada erimesine yol açıyor.

Milyarlarca parametreli canavarları eğitmek ve çalıştırmak bildiğimiz geleneksel Google aramalarından katbekat fazla işlem gücü gerektirdiğinden ötürü, teknoloji devleri çok geçmeden donanım satın almanın işin kolay kısmı olduğunu fark ettiler. Asıl problem bu donanımları besleyecek kesintisiz ve devasa elektriği bulmaktaydı. İşte bu noktada hyperscaler dediğimiz Microsoft, Google, Amazon ve Meta gibi cloud altyapı devleri, kendilerini bir anda teknoloji şirketi olmanın ötesinde birer enerji avcısı hâline getirdiler.
Bu durum Türkiye'de henüz pek konuşulmuyor olsa da enerji sektörünü kökünden etkiledi böylelikle yıllardır yüzüne bakılmayan teknolojiler ve atıl santraller milyar dolarlık sözleşmelerle geri döndü.
Çarpıcı bir örnek olarak Microsoft'un Three Mile Island hamlesi mevcut. Adamlar yapay zeka veri merkezlerini beslemek için ABD tarihinin en büyük nükleer kazalarından birinin yaşandığı Three Mile Island nükleer santralini Constellation Energy vasıtasıyla yeniden hayata döndürmek için 20 yıllık anlaşma imzaladı. Sırf yapay zekaya elektrik sağlamak için nükleer santral canlandırılıyor.
Amazon gitti, Pensilvaniya'daki Susquehanna nükleer santralinin hemen yanındaki veri merkezi kampüsünü 650 milyon dolara satın aldı. Elektriği doğrudan santralden, şebekeye bile sokmadan çekiyorlar.
Google gibi sıfır karbon hedefi olan devler, rüzgar ve güneşin kesintili yapısından yaka silktikleri için modüler nükleer reaktör geliştiren Kairos Power gibi şirketlerle milyar dolarlık alım garantisi anlaşmaları yapıyorlar.
Bana kalırsa bu dönüşümde sektöre dair asıl ilginç olan detay şudur:
Geleneksel devlet tekelindeki şebeke mantığı alttan alttan sarsılıyor ve ortaya şirketlerin eliyle özelleştirilmiş daha desantralize bir yapı geliyor.
Yani olay sadece "teknoloji şirketleri çok elektrik tüketecek" meselesi olmaktan daha fazlası oluyor. Bu yakınsama kapitalizmin ve devlet-altyapı ilişkisinin doğasını değiştiriyor.
Enerji doğası gereği yüzyıllardır devletlerin en sıkı regüle ettiği, tekelinde tuttuğu ya da çok katı kurallarla yönettiği bir alandı. Çünkü şebeke kamusaldı. Fakat hyperscalerlar devletlerin hantal bürokrasisini ve eskimiş şebeke altyapılarını beklemek istemiyor. Bir veri merkezinin onaylanıp şebekeye bağlanması ABD ve Avrupa'da yer yer 7 ila 10 yıl sürüyor.
Yapay zeka yarışı ise bu kadar bekleyemez. Bu yüzden Big Tech, devlet şebekesini "bypass" ediyor. Gidip nükleer santrali doğrudan bağlıyor, kendi enerji hattını çekiyor. Yani enerji üretimi ve tüketimi, devletin kamusal şebekesine hiç uğramadan iki özel şirket arasında dönüyor.
Bu devlet tekelinin fiilen delinmesidir.
Devasa bir desantralizasyon söz konusuyken, veri merkezleri artık enerjinin üretildiği yerin hemen yanına kuruluyor.
Yani gelecekte devasa tek bir ulusal şebeke yerine; kendi küçük modüler nükleer reaktörü, kendi batarya depolama tesisi ve kendi güneş tarlası olan, dış dünyadan bağımsız, kendi kendine yeten "enerji-veri adacıkları" görebiliriz.
Enerji sektörü, yukardan aşağıya yönetilen bir sistemden, bağımsız hücrelerin birleştiği otonom bir yapıya evrilebilir.
Gelgelelim bu durum piyasada çatışma yaratma potansiyeline de sahip. ABD'de Pensilvanya örneğindeki gibi bazı eyalet valileri şimdiden "Bütün temiz ve ucuz enerjiyi veri merkezlerine sattınız diye benim vatandaşım neden daha pahalı elektrik faturası ödüyor?" diyerek regülasyon sopasını göstermeye başladı. Yani sektör serbestleşmeye çalışırken arkasından çok sert devlet müdahaleleri ve kamulaştırma tartışmaları da gelebilir. Bu olasılık her zaman var.
Bu süreçte perde arkasındaki diğer aktörler ve kazananlardan da biraz söz edebiliriz.
Caterpillar, Eaton, Legrand gibi altyapı ve jeneratör devleri önem kazandı. Biliyorum dostum, Caterpillar dediğimde aklınıza hemen iş makineleri gelecek. İş makinesi üreticisi diye bildiğiniz o Caterpillar şu an veri merkezlerine devasa yedek güç jeneratörleri yetiştiremiyor. Güç yönetimi şirketi Eaton ve elektrik ekipmanları üreten Legrand da yapay zeka talebi yüzünden sipariş patlaması yaşıyor.
Siemens Energy, Baker Hughes gibi gaz türbini üreticileri bir diğer alan. Nükleer veya yenilenebilir enerji devreye girene kadar en hızlı "acil durum" çözümü doğalgaz. Veri merkezleri o kadar hızlı büyüyor ki Siemens Energy gibi şirketlerin ürettiği dev gaz türbinlerine ABD'de 7 yıla varan sipariş kuyrukları oluşmuş durumda. Düne kadar yeşil dönüşüm yüzünden modası geçiyor denilen gaz türbini üreticileri şu an altın çağını yaşıyor.
Bunun dışında gelişmiş jeotermal girişimleri de söz konusu. Fervo Energy ve Eavor gibi yeni nesil jeotermal şirketleri yapay zeka veri merkezlerini beslemek için petrol sondaj tekniklerini kullanarak yerin kilometrelerce altındaki ısıdan kesintisiz elektrik üretmeye başladı. Big Tech de bu şirketlerin en büyük fonlayıcısı.
Bir de yapay zeka çiplerinin harcadığı elektriğin neredeyse %40'ı sadece o çipleri soğutmak için harcanıyor. Havayla soğutma artık yetersiz kaldığı için liquid cooling sistemleri üreten şirketler kapışılıyor. Schneider Electric bu alandaki şirketleri milyar dolarlara satın alırken endüstriyel klima üreticilerinin hisseleri uçuşa geçti.
Binaenaleyh borsada teknoloji şirketlerinden daha çok değer kazanan geleneksel sanayi devleri var diyebiliriz.
Uzun lâfın kısası, bu bence hisse senedi kovalayan herkesin yakından takip etmesi gereken önemli bir konu. Enerji şebekelerinin bütün mimarileri + finansman modelleri+ trading dinamikleri yapay zekaya göre yeniden yazıldığından, sektörün asıl alfa fırsatları da yüzeyden çok bu derin katmanlarda olacak gibi.




